26 Ağustos 2011 Cuma

Her Postun Bir Başlığı Olmayabilir

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 13:58
Kısaca Yorumlama 
6 Cipssever


Yazar tarafından yazının başına eklenen not: bu post herhangi bir amaç güdülmeden yazılmakta olup bir ana teması bulunmamaktadır. Bilginize!

Hayatta her şeyin bir sebebi olduğuna inanmak gibi saçma sapan bir takıntım var benim. Her şey oluyor bir sebebi olmalı mutlaka. Mesela bu blogu açmamın bile içimi dökmek dışında ilahi bir sebebi vardır mutlaka diye düşünürüm bazen. Sırf bu yüzden olan saçma sapan bir olayı günlerce düşünüp sebebini çözmeye çalışmışlığım bile var. Birde yukarıdakiyle kavga ederim bana sebebini gösterene kadar. Neden bu oldu sebebi ne diye çemkirir dururum. Bu aralar fazlaca çemkiriyorum mesela bir çok olayın olma nedenini göstermedi daha bana.

Ne zaman bir şeyi sevecek olsam evren ondan nefret etmem için elinden geleni ardına koymuyor. Bir adamı sevmeye başlıyorum, bir süre sonra saçma sapan bir hal alıyor her şey soğuyorum. Bir şarkıyı seviyorum, bir süre sonra o şarkı aynı anlamını vermiyor. İşimi seviyorum, işim berbat gitmeye başlıyor. Tiksiniyorum her gün işe giderken sonra. Bir yemeği seviyorum, bir süre sonra aynı tadı vermiyor. Ne zaman bir şey sevsem ondan uzaklaştırıyor beni.

Tanrı hayatımızı şekillendirirken tek bir senaryoya sadık kalmak zorunda kaldığı için, hayatımızla ilgili diğer varsayımlarını kelebek etkisi kıvamında rüyamızda gösteriyor. Hani biz hep biriyle sohbet ederken, başımızdan geçenleri anlatırken şu şöyle olsaydı nasıl olurdu diye beyin fırtınası yapıyoruz ya işte ahanda onların hepsini rüyamızda gösteriyor tanrı bize. Sonra ne mi oluyor tüm günümüzün ağzına ediliyor. Olan o!

Hani klasik bir cümle var acılar paylaştıkça azalır diye. Bence o külliyen yalan, acını bir başkasına anlattıkça yaranı daha çok eşelemiş olmuyor musun? Hatırlamaman gereken her şeyi o zaman hatırlamıyor musun asıl? Üstelik bence herkesin acıyı yaşayışı hissedişi farklıdır, parmak izleri kadar çeşitlidir insanların acıyı hissedişleri. O yüzden kimse kimsenin acısını paylaşamaz.

Bence hayatımızda olan insanlar hayatımızın kesiştiği noktaları devam ettikçe hayatımızda kalıyorlar. Bu aşk içinde böyle ne kadar aşık olursanız olun, ne kadar süredir beraber olursanız olun, artık hayata baktığınız pencereler farklıysa siz farklı pencerelerden baktığınız için tükenmeden ayrılıyor yollar. O yüzden her şey yolundayken bir şeyler bittiğinde şaşırıp kalıyoruz o bitişin ardından. Halbuki her şey yolunda değil ki, sen hayatın için bir karar veriyorsun, o sırada o hayatı için bir karar veriyor ve geleceğin için hazırlanan yeni senaryoda o insanın rolü bitmiş oluyor. Gidişi de öyle basit olmuyor, çok fazla kötü şeyle gidiyor. Bunu yapıyor çünkü tanrı biliyor ki güzel biterse hep hayıflanıp duracağız bitmeseydi şöyle olurdu diye ve bekleyeceğiz.

Şimdi ben bir şeyi merak etmekteyim. Der ki Murphy bir şeyi beklemekten vazgeçtiğinde o gerçekleşir. Şimdi ben artık mucize falan beklemiyorum ya, böyle başıma son derece mükemmel bir mucize gelir mi? Şimdi bunu derken bekliyorsun falan diyebilirsiniz hakikaten ama  buradan Murphye sesleniyorum, mucizelere inanmıyorum ben vazgeçtim hadi inandır!

Biz kadınlar fazla mı mazoşistiz aslında. Mesela ne kadar kötü adam varsa gider ona deli gibi aşık oluruz. İyi adamlar hep yanıbaşımızda bir yerlerde olurlar ve dost seviyesinden öteye taşıyamayız. Hasbel kader bir ilişki başlatmış olsakta çok iyi olduğu için onları terkediyoruz. Sonra da oturup kötü adamlar için ağlıyoruz, üzülüyoruz, iyi adamlar bizi teselli etmek zorunda kalıyor. Hemde bunu olağanüstü bir sabır örneğiyle yapıyorlar.

Hayatımızın farklı farklı versiyonları olsa mesela. Bazı insanların hayatımıza girmediği versiyonları olsa ve biz onları özlemek zorunda kalınca onların olmadığı versiyonlardan bir tane seçsek, gülümsemeye devam etsek. Unutmanın daha kolay olduğu bir versiyon olsa yada benden daha mutlu bir versiyonum olsa. Sürekli kullanmam o mutlu versiyonu merak etmeyin, insan arada melankoliyi de özler çünkü. Özetle diyorum ki her şey aynı kalmasa.

Fark ettim de birinin bana ne kadar güzel olduğumu söylediği zamanın üzerinden epey geçmiş. Zaten bu aralar kendimle bu kadar sorunluyken birde bunu hatırlamak fena oldu açıkçası. O yüzden aynaya baktığımda bu anlamsız ifade varmış yüzümde. İnsan arada güzel olduğunun hatırlatılmasını da özlüyormuş onu öğrendim.

Son olarak bugün Ufaklıkla bir şey fark ettik, onunla benzeyen şey sadece yüzlerimiz değilmiş. Aynı gün içerisinde birbirimizle fikir alışverişinde bulunmadan aynı şeyleri düşünebiliyormuşuz. Tek farkımız ben bunları içimden düşünürken Ufaklık bunları dile getiren taraf oluyor ve ben her seferinde bende bunu düşünmüştüm diye atlıyorum hemen. Kardeşliğin büyüsünü bir tek onunla tutturmuş olmam ne kötü!

Bu da şarkısı yazının.

25 Ağustos 2011 Perşembe

Sevgili 25!

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 14:28
Kısaca Yorumlama 
20 Cipssever
Tumblr_lq95cwr8tq1qi48ayo1_500_large

Doğum günüme bir on gün var daha ama ben ilk defa bir doğum günüm için bu kadar heyecan duyuyorum. Ay hemen o seni arayacak diye mi düşünüyorsun da heyecan yapıyorsun gibi saçma sapan bir çıkarımda bulunmayın. Doğum günümü kutlamasını bekleyecek kadar aciz ya da aptal değilim. Kutlayacağını düşünmüyorum, kutlamasını da istemiyorum zaten. Bu yıl doğum günümü bu kadar heyecanla beklememin sebebi, yeniden doğmuş gibi olacağım bu doğum günümde. 25 yaş uğur getiriyormuş hem French öyle söyledi. Bana da uğur getirsin 25 yaşım. Hem tüm falcılar doğum günümü bile bilmeden Eylülden sonra hayatın tamamen değişecek dedi.

Şimdiden dileklerim hazır 25 yaşım için. Üstelik ilk defa bu kadar çok dileğim var bir yaşımda. Sahi hiç bu kadar dibe batmamıştım ben daha önce dimi? Hayatımın şimdiye kadar ki en dibini gösteren 24 yaşıma bir teşekkürü borç bilir ve 25ten 24 kadar başarılı! bir performans beklemediğimizi iletmek isteriz.

Sevgili 25 senden öncelikle bol bol huzur istiyorum. Hayatımda her zaman huzuruma önem verdiğimi bilirsin, bugüne kadar geçirdiğim diğer yaşların hiçbiri bunu veremedi bana. Ne zaman huzurluyum desem, dur bu sana fazla dedi ve hemen huzuruma bir çuvaldız batırıverdi. Senden sirkülasyonu kuvvetli bir huzur istiyorum sevgili 25.

Senden sağlık istiyorum sevgili 25. Hormonlarım hepten düzelsin, tansiyonum normal seviyelerde kendi çapında takılsın. Sinüzütüm kronikliğinden vazgeçip hiç beni hasta edip yataklara düşürmesin. Stresim midemle oynamaya kalkmasın, kendi çapında takılsın. 22 den beri epey doktora gittim, en azından 25imde doktora gitmeyeyim bir süre ne var sevgili 25.

Başarı kesinlikle olmalı sende sevgili 25! Bunu kesinlikle istiyorum. Yerini 26 ya bırakırken artık başka bir şehirde satış yöneticisi olmak istiyorum haberin olsun. O yüzden bol bol satış yapmamı sağlamalısın 25 haberin olsun. Gerekirse benim yerime sen adamlara çök ve bol bol satış yapmamı sağla 25! Bu satışlarla hem başarı gelecek hemde benim için yeni bir şehir, yeni bir ev ve yeni bir hayat kapısı açılmış olacak.

Geçen yaşlar benden çok fazla dost ve bununla beraber güvenimi aldı götürdü. Senden sağlam dostluklar istiyorum 25. En çok ihtiyacım olan şeylerin başında bu var inan bana. Benimle acımı, mutluluğumu çıkarsız paylaşacak insanlara ihtiyacım var. Çok şükür var bir kaç tane ama sayıyı biraz arttırabiliriz diyorum hani. Mesela sana veda edip 26 ya doğru yol alırken, enfes bir rakı masasında bu şarkıyla veda etsek hep beraber fena olmaz mı?

Ortancayı evlendirip, Ufaklığa üniversiteyi kazandırsan hiç fena olmaz mesela 25.

Olur da denk gelirse bir aşkta verirsen fena olmaz aslında. Olmazsa da çok sorun değil, bu zor görevi 26 ya da devredebilirsin. Beklediğim adam için beklentilerim yüksek biliyorsun o yüzden sana yüklenmek istemiyorum çok. Gerçi o saydığım özelliklere sahip biri için 40 a kadar devir yaşayabiliriz.

Ayrıca daha çok kitap okumak, daha çok film izlemek, daha çok şey öğrenmek, daha çok alışveriş yapmak, daha farklı yemekler yemek, eğlenceli postlar yazmak, sonunda istediğim kadar zayıflamak senden diğer beklediğim ufak şeyler sevgili 25.

Senden isteklerim sadece bu kadarcık! sevgili 25. Sende 24 gibi yapmaz beni hayal kırıklığına uğratmazsın biliyorum. Hadi bir an önce gelsene! Hayatımda ikinci kez doğayım ben.

Bu da yazının şarkısı olsun mu?

21 Ağustos 2011 Pazar

Bazı Kadınlar Fazla Mükemmel

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 08:22
Kısaca Yorumlama 
25 Cipssever
Tumblr_lpoo4bs6bt1r112eqo1_500_large


Tanrı kadınları yaratırken ikiye bölüme ayırarak yaratmış. Mesela kadın var her daim bakımlı, her daim güzel, her daim seksi, her daim şuh, her daim kadın gibi kadın işte. Birde bir kadın var, onu sadece özel zamanlarda güzel ve bakımlı görürsün onun dışında kalan zamanlarda sıradandır basittir. İlk kategoride yaratılmış olmayı hep çok istemişimdir, hayatta en çok istediğim şeyler sıralamasında ilk sıradadır. Hatta ölmeden önce yapılacak 100 şey sıralamamın ilk sırasında bu vardır.

Mesela bazı kadınlar akşamdan ertesi gün ne giyeceğini, saçını nasıl yapacağını, makyajını nasıl yapacağını, hang takıları takacağını hepsini bir bilim adamı edasıyla tasarlar ve sabah kalktığında onun için tüm bu planı uygulamaktan başka bir şey kalmaz geriye. Benimse akşam hiç böyle bir şey gelmez aklıma. Sabah uyanırım, dolabı açar elime ilk gelen şeyleri giyer, saçımı kışsa hemen presler, yazsa toplar çıkarım. Makyaj yapma işini bile ofise bırakırım. O sabah belki hayatımın erkeğiyle karşılacak olma ihtimalimi hep gözardı ederim ya da ne zaman o sabah elime en paspal şeyler gelmiş giymişsem, işte o gün çok yakışıklı bir adamla karşılaşırım.

Mesela bazı kadınlar tek bir tane tel tokayla saçlarına şahane topuzlar yapabilme yeteneğiyle donatılmışlardır. Sen uğraşırsın on on beş dakika bir cacık çıkmaz o saçtan. Gider maksim gazinosunda çıkacak şarkıcı gibi olur topuzun. Bir halta benzemez. Suratın böyle dolunay misali parlıyordur o topuz yüzünden. Sonra yolda yürürken bir bakarsın hatunun biri tek tokayla saçını şahane bir topuz yapmışsım, şahane bir suratla geziniyordur.

Mesela bazı kadınların terlemek gibi özellikleri olmadığını düşünüyorum. İşte o kadınların yazın saçlarının fönü hiç bozulmaz. Sen saçlarını preslersin daha evden çıkmadan o saç kabarmaya başlar ya da sen saçını kuaförde fönletirsin daha kuaförün kapısından adım atalı beş dakika olmamışken saçların kabarmaya bozulmaya başlar ve yarım saatin sonunda o saçları toplamış bir vaziyette olursun. İşte sen az önce fönletip sonra toplamak zorunda kaldığın saçınla kakılmış gibi gezerken, yanından geçen bir hatun dümdüz hiç bozulmamış zerre kabarmamış saçıyla yanınızdan geçer gider.

Geçen gün Müdürle yürüyoruz yolda vitrinde çok şık bir etek gördüm. O an sesli düşündüm, ben bu eteği giysem bana bu kadar yakışmaz diye. Müdür hemen yapıştırdı cevabı yakışmaz dedi, sana da bana da. Bu kadar gerçekçi olmak zorunda mısınız dedim, maalesef dedi. Hah işte mesela bazı kadınlar var ne giyseler yakışıyor anasını satayım. Çuval giyse yakışacak vaziyetteler yani. Onların giydiklerini ben giysem çirkin betty bile yanımda daha modern giyinmiş şekilde kalır. Üstelik bu durumun 90-60-90 fizik sahibi olmakla da alakası yok. Görüyorum hatun benden daha şişman ama bir giyinmiş sanırsın karşında Tülin Şahin, ben özenip bezenip giyiniyorum yine kakılmış yine kakılmış oluyorum.


Mesela bazı kadınlar bir make up havasında makyaj yapıyorlar. Onların ne allıkları suratlarında parıl parıl parlar ne de eyelinerları bir milim taşar. Hatta öyle makyaj yaparlar ki sanırsın onlar suratlarında makyajla doğmuşlar. Ben yüzüme allık süremiyorum mesela, ne zaman allık sürsem öğleden sonra suratım o allıkla beraber pancara dönüyor ve ben tam bir kezban oluyorum Bakıyorum sabah benimle aynı anda makyaj yapan insanlara akşam oldu mu allıkları sabahkinden daha bir güzel duruyor. Bense elime aldığım peçeteyle suratımı kazımak zorunda kalıyorum. Birde şu eyelinerı taşırmadan süren kadınlar en çokta size ifrit oluyorum biliyor musunuz? Bilmiyorsanız da duyun anacım kılım size. Şu fırçalı eyelinerları kullanmayı hala beceremiyorum, mutlaka bir köşesinden taşırma yeteneğimle herkesle yarışırım. Taşırdığım eyelinerların üzerini kalemle düzeltmekten yoruluyorum anacım.

Mesela bazı kadınlar ikoncan gibi geziyorlar. Allahım her kıyafete bir kombin yaratabiliyorlar. Aynı renk ceket, ayakkabı her şeyi uyduruyorlar. Bir alışveriş perisi var da bunların başına hale mi yerleştiriyor bilmiyorum. Mesela onların bir kıyafet üzerine kombinlediği bir aksesuarı ben kırk yıl arasam bulamam, bulsam onlar gibi kombinleyemem. Ben bir gömlek, bir etek altına babet giyer çıkarım. En ünlü aksesuarım saatimdir. Bir bakarım hatunda bir gömlek bir etek giymiş ama abi bir sihir mihir mi yapmış nedir benden daha şık duruyor. Bence güzel kombin yapan kadınların halk arasında dolaşması yasaklanmalı.

Bu ve bunun gibi bazı kadınlar örneklerini çoğaltmak mümkün ama ben yazdıkça kendime sinir olmaya başlıyorum. Ne yapsam da hiçbir zaman şu ilk sırada kadın tip gibi olamıyorum. Bu işin bir eğitimi, koçluğu falan var mı bilmiyorum, varsa olmayan tüm servetimi feda edebilirim onlar için. Zira son zamanlarda aynaya baktığımda kendimi epey çirkin görüyorum, ruh halimle doğru orantılı olarak artıyor bu çirkinlik.

Neyse ben daha fazla saçmalamadan kaybolayım buralardan. Bu da şarkısı olsun yazının.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Erkeğin İdeal Kadını

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 12:42
Kısaca Yorumlama 
10 Cipssever
Tumblr_l16g3gkmfu1qapvhoo1_500_large


İdeal erkek postum düşündüğümden daha fazla ses getirdi şaşırdım vallahi. Birazcık kadınsal bir post olduğu için blogumu okuyan erkek cephesinden çatlak sesler gelmeye başladı.İlk tepkiyi verip eline bilgisayarını alan Fatih ideal kadınını anlattı. 


Fatihin ideal kadınını sizlerle paylaşmadan önce kendisinin  kim olduğunu özet geçeyim. Her zaman söylediğim gibi beni bu dünyada çeken tek XY kişisi kendisidir. Biz onunla birbirinin dişi erkek versiyonu gibi bir şeyiz. Üstelik yaşadığımız aşk meşk vakaları birbiriyle çok benzerlik taşıdığı için ne zaman depresyona girsek hemen ikimizinde eli telefona gidiyor ve birbirimize mesaj atıyoruz. İkimizde sürekli bir işkoliklik çalışma derdinde olduğumuz için birbirimizin mesajlarına 3 saat sonra 5 saat sonra ertesi gün cevap vermiş olmamız pek sorun teşkil etmiyor. 


Şimdi geçiyoruz Fatihin ideal kadınına:



    Bugün CEYEKA ile yine uzun uzun konuştuk. Konumuz çoğu zaman olduğu gibi kadın-erkek ilişkileri. Enteressandır terapi seansına katılmış bağımlılar gibiyiz.Sırayla başımızdan geçen olayları anlatıyoruz fakat çözüm üretmek yok,sadece anlatıyoruz.An itibari ile,aşağı yukarı aynı olayları birbirinden farklı zamanlarda yaşamış iki kişinin ne kadar iyi anlaşabileceğine inanmış bulunmaktayım.
    Bizim hatun, iki gün önce yayınlamış olduğu "İdeal Erkek Nasıl Olur?" konulu yazısının ardından Twitter profilinde ; " Hadi erkekler ideal kadın nasıl olur bir de sizden dinleyelim." türevi bir tweet attı.Eş zamanlı olarak görünce bunun için bir şeyler yazmalıyım dedim ve mega sms paketimden hemen bir mesaj atıverdim kendisine (mega olduğuna bakmayın,ileride sevgilim olur ihtimaline karşı iptal edemediğim bir paket sadece)."Hazır ol ! Akşama, bir tane de ben yazıyorum." dedim. "Öyleyse sadece sen yaz." diyerek gururumu okşar,şık bir jest yaptı bana :)

-İdeal Kadın Nasıl Olmalıdır ?
    Aslına bakarsanız; "İdeal kadın nasıl olmamalıdır ?" sorusunu kendimize sormamız,kendi ideal kadınımızı tanımlamamız için yeterli olacaktır.Çünkü erkekler her zaman kadınlara göre daha basit düşünürler.Kadın dakikalarca görünüş analizi yaparak hayalindeki kişiyi anlatırken,biz erkekler sadece "Eli ayağı düzgün,aklı başında olsun yeter abi." deriz.Kısacası fazla şey istemezmiş gibi görünürüz.Fakat isteriz.Olmazsa olmazlarımız vardır.Bir erkek için sadakat her zaman birinci sıradadır.Eğer hayatının geri kalanını onunla geçirmek istiyorsa,sadakat bu ilişkinin temel taşıdır.
    İlişkide kadınları binalara benzetirim bu nedenle. Temeli sağlam olan bir bina,muhtemelen ayakta kalacaktır.Fakat binaları ayakta tutan sadece temelleri değildir.Kolonları ve kirişleri olmazsa yaptığınız temelin bir anlamı kalmıyor.Sanırım tüm kadınlar için bu iki yapı elemanı doğruluk ve dürüstlük oluyor.Dolayısı ile bu üç taş yerine oturduğunda erkeğin aramış olduğu ideal kadın şekillenmeye başlıyor.Gerisi ise teferruattan ibaret.Bütün binaların dış görünüşünün,dekorasyonunun,renginin birbirinden farklı olmasıyla açıklanabilir bu.Her erkek de farklı özelliklere önem verecektir bu sebepten...Genel olarak olması gerekenler sanırım bunlar...
    Gel gelelim "Benim aklımdaki kişi nasıl olmalı?" sorusuna. Fields ödül töreninde kürsüye çıkmak ile bu kişiyi tanımlamanın zorluğu kıyasıya yarışır benim için.O kişiyi bulmaktan hiç bahsetmiyorum bile...Öncelikle kendisi zeki olmalı.Lakin kadın milletinin akılsız olanı düşman başına...Dinlediğim müziği dinleyebilecek,benimle birlikte izlediğim sinema filmlerinin yada okuduğum kitapların kritiğini yapabilecek olmalı.Altında ince manalar yatan esprilerime gülebilecek, hatta onlardan giderek benim üzerime geyik yapabilecek olmalı.Kısacası benimle gülebilmeli.İşimi kaldırabilmeli,zamandan ötürü doğacak sorunları önemsememeli.Her zaman güler yüzlü olabilmeli.İstese de kin tutamamalı aynı ben gibi.Binbir çeşit yemek yapabilmesine gerek yok,sadece güzel tatlılar yapabilse de olur.Dışarıdan bakınca herkesi kendisine hayran bırakmasına da gerek yok aslında.Bende hayranlık uyandıracak olması yeterli.Kısa boylu olmamalı,topuklu ayakkabı giymek zorunda olmadan hayatını sürdürebilmeli.Saç modelini belirli aralıklarla değiştirmeli.Kariyer sahibi olmalı.Sıradan bir mesleği olsa bile işinde iyi olmalı.İnsanlar tarafından saygı duyulmalı,sözü dinlenmeli...Kısacası dıştan bakınca değil de içine bakınca kendine hayranlık uyandırmalı.Sanırım bu özellikleri bulunduran kişi benim tanımıma uyuyor.
    Biliyorum çok şey istedim fakat uzun zamandır bekar olmamın başka bir açıklaması olamaz herhalde. Aradığım kişi konusunda kendime başarılar diliyor,son çarem CEYEKA'ya çok teşekkür ediyorum :))







Kendisi benim ideal erkek tanımlama uymakla beraber ona yan gözle bakamamak gibi bir durum söz konusu bayanlar, üç yıla kadar elinizi çabuk tutun üç yıldan sonra evde kalacağımız için mantık evliliği falan yapmayı düşünüyoruz ona göre.


8 Ağustos 2011 Pazartesi

İdeal Erkek Nasıl Olur?

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 13:30
Kısaca Yorumlama 
34 Cipssever
Tumblr_lpeq78ndym1r0wzp3o1_500_large




Son zamanlarda blogger aleminin hatunlarının ilişkileri patır patır dökülmeye başladı. Hepimiz yalnızları oynuyoruz,   hepimizin ideal erkek tiplemesi var. Belki de hepimiz ideal erkek arayışımızı bir türlü bir kalıba oturtamıyoruz. Hani baktığınız zaman ideal erkek böyle içindeki  x in y nin olduğu matematik formülleri gibi bir kalıp içerisinde değil ki gidip bulasın. Bizim blogger kızlarının ideal erkek tiplemesini merak ettim ve bulabildiklerime sordum üzgünüm erkekler bu post size yardımcı olmayacak daha çok kafanızı karıştıracak haberiniz olsun.


French Oje yle başlıyoruz. Onun  bir erkekte aradıkları şunlar:



Kibar kültürlü kariyerli yakışıklı kumral- koyu kumral 180-185 arası zayıf olmayan, hafif kaslı boğa burcu bir sevgili istiyorum, sahiplensin beni kıskanmakla sahiplenmek farklı şeyler sahiplenilmek istiyorum ben. Çok meraklı olmasın, saygılı ve centilmen olsun, kompleksin kokusunu aldığım an kaçarım. Ha bi de varlıklı olabilir ama bunu insanların gözüne sokarsa ondan nefret edebilirim. Mütevazıyım ben diyip son aldığı arabayı da anlatmasın. Ben görüyorum onun neyi var neyi yok paradan konuşmasın o kadar. Arabası da olsun!!!!!! Cimri olmasın.


İkinci olarak bugün bekarlar kervanına katılan Yerli Vodka Vişnenin ideal erkek tiplemesine bakıyoruz:



Kilosu 100'ün üstünde olsun, esmer olsun, boyu 1.75'in üstünde olsun, sigara kullansın, min 3 yaş büyük olsun, ana kuzusu olmasın, pısırık olmasın, yemek yapmayı bilsin ama yapmasın, çikolata sevsin, en çok bolçi sevsin!
Sms atıp durmasın,her boş zamanımızda buluşmak istemesin Kahveyi nasıl içeceğimi bilsin. Kontörlü hat kullanıyorsa kontörü bitmesin, faturalı hat kullanıyorsa aradığımda kapatıp o arasın, hiç evlenmeyeceğim hiç çocuk yapmayacağım tribinde olmasın. Açıklamak zorunda kalacağı esprileri üst üste yapmasın haxball oynamayı sevsin.


Üçüncü olarak Leah nasıl bir ideal erkek istiyormuş ona bakalım:


Maco olsun, kodu mu oturtsun, giydiğime karışsın (ama cok karışmasın ya) kulağında küpe olmasın, pembeli membeli giyinmesin, ilgilensin, masaj falan yapsın arada, kahvaltı hazırlasın hep ben yapamam di mi ama her şeyi, sürpriz yapan adam sevmem her şey planlı programlı olsun, malum 175 olduğumu düşünürsek boyu en az 180 olsun, döşu kılsız olsun mümkünse (ayıyla yatıyo gibi hissetmeyeyim), alman usulu seven adam istemem elini cebine atmayi bilsin ben 1 ödüyosam o 3 ödesin. Hmmm sanırım aklıma gelenler bunlar. Böyle bi adam bulursam nazdı, kapristi asla yapmam yani. Direkt kul, köle, geyşa mode on!


Dördüncü sırayı benim küçük cadım Rujlu Bardağın hayalindeki Tolunaya benzemeyen ideal erkeği alıyoruz:



Tipi mavi gözlü uzun boylu kumral veya sarışın gaslı gaşlı gözlü döşü gıllı ossun öhö ehe neyse, çok romantik olmasın ama beni etkileyecek kadar duygusal olsun, konuştuğu her şey benim için önemli olsun, boş konuşmasın, gözlerine baktığımda sevgisini hissedeyim, ona sarılırken bulduğum huzuru öperkende bulayım. Başka kızlara ayı gibi bakmasın, kıskansın! Gülümsediğinde ulan seni yerim diyim içinden içim gitsin sonra çok aşkım aşkım demesin ortasını bulsun. Son olarak tolunay gibi olmasın, ehe.


Beşinci sırayı sevgilisi olan ama her zaman daha iyisi mutlaka vardır diye Nah a Perfect Day'e bırakıyoruz sözü:



Dişleri temiz ve beyaz olsun, tırnaklarının içi pislik çamur dolu olmasın, temiz olsun güzel mis gibi parfüm koksun, dik dursun kambur yürüyen erkeklerden nefret ediyorum. Vücut geliştirme sporuna gitsin, baklava karın her zaman iyidir. Iıımm bi de burnu düzgn olsun. Karakter olaraksa oturmuş kişilik sahibi, ergen olmayan ve ergen kalmayan. Düzgn işi olan ve kız parası yemeyen. Mümkünse tek hücreli, ki genelde öyleler, ki o tek hücresini beni sevmek için kullansın. Bi de küfretmesin.


Altıncı sırayı bu aralar ideal erkeğini bulmakta olan Ciiyni alıyor. Dinliyoruz ideal erkeğini:



Ben hep bugüne kadar kendi yaşıtlarımla çıktım ve hep ay farkı yüzünden onlardan büyüktüm, o yüzden kesinlikle benden büyük olmalı çocuk büyütür gibi oluyor yoksa.İlgi müptelası olmadığım için esnek çalışma saatlerine uygun bir iş gibi olsun mesela ben gitmek istediğimde gideyim ya da o çağırdığında çok bir zorlaması olmasın her gün görüşelim diye. Polis barikatı gibi olmasın yok şunu yapamazsın şunu giyemezsin bunla görüşemezsin oraya gidemezsin demesin
sürekli mesajlaşma hali içinde olup beni sıkmasın. mm sonra düşünceleri düşüncelerime uymalı uymuyorsa bile saygı duymalı, hayalperest olmasın yarınım belli değilken bana 3-5 sene sonrasının hayallerini kurdurtmasın. Giyimi hoş olsun, kolları kaslı olsun, elleri güzel olsun. Entel olmasını isterim mesela ama şu açıdan bazı hödükler var hediye alırsın bu ne ya gibi bakar yüzüne çok güzelmiş hayatım der ya ki o insan genelde kıro çıkar mor gömlek alsan onun daha hayrına olur o şekilde olmasın ve ben bir erkeğin beni sevmesinden çok bana sadık olmasını isterim. Böyle yani! Hah bir de kesinlikle dinlediği müzikler konusunda zevkli olmalı cengizci bir sevgili istemem orhan babacı olsun ama cengizci olmasın.

Yedinci sırayı ise henüz aşk hayatında pek açık denizlere açılmamış sistam Antandrenin ideal erkeğini dinliyoruz:


Hakkımda duyduğu şeylere hemen inanmayıp işin aslını bana sorması en önemli şey. Güvenilir olmalı ama asla yalan söylememeli diyemem çünkü ben de ara ara yalan söylerim, tek şey söylediği yalanlar zarar vermemeli, beni korumak için söylemiş olmalı. fiziksel özellik maalesef önem verdiğim bi şey illa bi gideri olması gerek yani o tip olcak. esprili olcak kesinlikle komik ve zeki olmayan biriyle beraber olamam. Belli bi çekiciliği olmalı, sosyal anlamda sıkıntılı olmamalı. Hayatındaki iniş çöküşleri aşırı derecede yansıtmamalı, depresif herifleri uzun süre çekemem ben. Agresif olmamalı kesinlikle, ama öyle koyun sakinliği de olmamalı.  Mümkünse siyasi veya dini inançları görüşleri yüzünden insanları ayırmamasını bilmeli, insanları şöyle böyle diye değil, kişilikleri yüzünden sevmeli. Yeri gelince benimle iş çevirmesini bilmeli, bi de aşırı zorlayıcı ve sahiplenici olmamalı. 




Sekizinci sırayı son aşk sarsıntısını süper atlatmış Peram oluyor, onun ideal erkek tanımı epey uzun:

yeşil gözlü beyaz tenli bebek surat biraz dağınık saçlı başlı bi çocuk olucak. Benden uzun ve güzel vücudu olsun. Hani öyle sadece kas değil ama çok da şişko değil öyle bişey. Karakteri de bi kere dürüst olsun. Yetmiyosam yetmiyosun bana desin. Öyle hemen hoppa başka karılara uçmasın yani biraz daha denemesi lazım kolaya kaçan bi adam istemiyorum. Mücadeleci olsun. Ortak noktalarımız olsun beraber sohbet edebilelim. Sadece sevişmek için buluşmayalım yani. Saygılı olsun en başta sonra sadakat gelir zaten saygıyla. Beraber bişeyler yapmaktan zevk alalım. Benimle göreviymiş gibi ilgilenmesin istediği için benimle olsun konsere gidelim yemek yiyelim gezelim karikatür okuyup gülelim, saçmalayıp geyik yapalım, ağlayalım en yakın dostundan daha dost görsün beni. Bi de beni hayatının neresine koyucağını bilmeli. Verdiği sözleri tutmalı tutamayacaksa söz vermemeli ve sadece gönlümü hoş etmek için konuşmamalı. Realist olmalı. Dışarı çıktığımızda falan kasmicak bana güvenicek. Biraz da dans etmesini bilsin. Her şeyin zamanı var sevişmenin öpüşmenin konuşmanın bunları bilicek ergen gibi her bulduğu yerde öpmesin mesela. Nerede nasıl davranacağını bilen bi adam olsun ve bana bişiler öğretsin. Hayran olacağım biri lazım bana.

Dokuzuncu ve son olarak benim ideal erkeğime gelelim:

Bir kere kesinlikle ve kesinlik özgüveni tam olmalı. Büyümüş bir adam istiyorum. Özgüveni tam olup, ben ona sonuna kadar güvenmeliyim, yanımda olduğunu bilmeliyim. Yarın bir gün şunun yüzünden biter diye endişe etmemeliyim. Kararları net ve düşünerek alınmış olmalı. Dürüst olmalı tabi ki, onun hakkında bilmem gerekeni her zaman bilmeliyim. Öyle körkütük aşık olmasına gerek yok, beni insanüstü bir çabayla sevmeli. Sözde değil gerçekten canım yandığında canı yanmalı mesela. Kesinlikle kitap okuyan bir tip olmalı, kültürlü olsun canım. Ben bir şeyden bahsedince apışıp kalmasın. Onunla oturup saatlerce sohbet edebilmeliyim mesela. Onunla konuşurken hiç sıkılmamalıyım, konuşacak bir şeyleri her zaman bulmalıyız. Kariyer sahibi olmalı mesela. Sahiplenmeli beni, bana bir şeyleri yap demek yerine kendisi onları yapmamı sağlamalı. Yemek yapmasını bilsin, yemek yapan erkek seksidir. Hobileri olsun öyle ot gibi bir hayatı olmasın. Mümkünse esmer olsun. Bana sözünü geçirsin, öyle yapamazsın edemezsin modunda değil ağırlığıyla yapsın bunu. Kıskanacaksa dozunda olsun. Sevsin, ilgilensin ilgi manyağıyım ben onu bunu bilmem ve en önemlisi hayatıma girecekse uzun süre kalmayı planlasın.


9 farklı kadından 9 farklı ideal erkek, aslında hepimizin geçmişinde yaşadığı ilişkilerden sonra oluşturduğu ideal erkek tiplemesi. Yaşarken karşımızdaki insanda eksikliğini hissettiğimiz şeylerin tamamı. Buyrun beyler, bayanlar.




5 Ağustos 2011 Cuma

Tanrım Bir İki Sorum Var!

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 13:03
Kısaca Yorumlama 
4 Cipssever
George-holz-101995-530-643_large

Tanrım sence de yeterince aşk acısı salınımında bulunmadın mı son zamanlarda atmosfere etrafımdaki herkes bir ergen triplerinde aşk acısı içinde gezinip duruyor. Tüm kadınlar ergen oldu sayende Tanrım artık atmosfere bir aşk salınımında falan bulunsan da hepimiz biraz nefes alsak diyorum. Fena olmaz mıydı?

Tanrım bazı günlerin çabucak bitmesini sağlasan ya da hiç yaşanmamış gibi davransan olabilir mi? Mesela bugün hiç yaşanmamış olsa kaybedecek bir şey yok zaten bugünde. Merak etme içinde böyle mühim olayların olduğu günler için söylemiyorum, bugünkü gibi boktan sıradan günler var ya hani bitsin diye saatleri saydığımız hah işte o günleri hiç yaşanmamış sayabilir miyiz?

Çok farklı işkence yöntemlerin var Tanrım senin ama en çokta içim paramparça olurken lime lime dökülürken dışarıdan sorun yokmuş gibi davranmak zorunda olduğum zamanlar canımı acıtıyorsun. Saçma bir yaratılış vermişsin bana kimse görmemeli canımın acısını illa güçlü durmalıyım. Bu çok yoruyor beni çok canımı acıtıyorsun. Bu yönteminden vazgeçsek şöyle bir tutam yaratılışıma kontrolü elden bırakmayı eklesen diyorum ha ne dersin?

Hep çalışmadığımız yerlerden çıkıyor insanlar karşıma Tanrım. Verdiğin dersler arasında onları çözecek formülleri bulamıyorum. Herkesi anlayabilecek kapasitede insanları kullanma kılavuzu falan çıkarsan diyorum. En azından ana hatlarıyla anlasak insanları detaya tanıdıkça insek diyorum. Azıcık açıklayıcı olsan diyorum, hep didaktik didaktik nereye kadar hey?

Tanrım bazı günler süper barmenliğin tutuyor farkında mısın? Süper kokteyller hazırlıyorsun benim için. Mesela bugünüm içinde regl, karın ağrısı, sıcak, bir sürü ertelenen görüşme, satışsız bir gün, gerizekalı x sevgiliyi hatırlatacak bir sürü yere gidiş, biraz gözyaşı kızgınlık, öfke ne bulursan eklemişsin özetle. Çok canın sıkılıyor olmalı bu kadar uğraşacak boş vaktin olduğuna göre.

Garip bir adalet yöntemin var biliyor musun? Başkasının canını acıtanların  mutlu olmasına izin veriyorsun ama canı yanan tarafın canını acıtmaya acıtmaya acıtmaya devam ediyorsun. Hep vermeden almak sana mahsus derlerdi de inanmazdım. Şimdi tüm mutlulukları, güzellikleri alıyorsun benden. Beni bir hiç olarak atıyorsun dünyanın ötesine ve oturup mutlu olmamı bekliyorsun. Bu çok ütopik ama Tanrım. Senin için mümkün olabilir ama ben basit bir insanım benim için imkansız hatırlar mısın?

Çoğu zaman isyan etmiyorum sana Tanrım ama şu yaşadığım şerlerin içindeki hayrı göstermek için azıcık kılını kıpırdatsan fena olmaz hani. Sen değil misin her şerrin içine bir hayır sakladım diye, bekliyorum iki ay oldu hala şu işin hayrını bir göstermedin. Tekrar hatırlatıyorum sana ben bir insanım ve senin kadar sabırlı değilim!

Aslında biz insanlar çok garibiz dimi Tanrım? Önce herkesi bir bir sana şikayet ediyoruz, sonra gelip seni yine sana şikayet ediyoruz. Bu adaletsiz bir şey değil mi?


Sonradan ekleyerekten diyoruz ki BU da yazının şarkısı.

2 Ağustos 2011 Salı

Siyah Vol2

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 12:06
Kısaca Yorumlama 
15 Cipssever
165503_1758019234113_1347976072_31832862_7998130_n_large


Okurken bu şarkıyı dinliyoruz.


Bazen umurunda olmak için çabalarsın birinin, sadece birisinin. Umurunda olmamak acıtır seni, sana karşı kayıtsız kalınması acıtır. Fark etsin seni diye çabalar durursun. Karanlık bir yerde fosforlu yelekler giymek gibidir yaptığın şey. Fark etmez seni bir türlü, çünkü aslında sen onun ilgi alanının dışındasındır. Onun çizdiği sınırlardan geçemezsin bile sen, dikenli tellerden çitler vardır ulaşmanı engelleyen. Üstelik sadece sen ulaşma diye dikilmiştir o çitler. Bakarsın karşındakinin umurunda olmanın bir yolu yok, karanlık yolda fosforlu yelekler bir çare olmaz. Yol kenarında bir taşa oturur ve onunda senin umurunda olmayacağı anı beklemeye koyulursun. O gün elbette gelecektir. Herkes için kaçınılmaz sondur.

İçindeki çocuğu yaşatmak bazen kötü bir şey oluyor. İçimizdeki çocuğun arsızlığı yakabiliyor canımızı. Nasıl çocukken ateşe yaklaşma denmesine rağmen her fırsatta kibrit yakmaca oynardık. Kibritin kenarları elimizi yakardık, beyaz beyaz su toplardı ama biz yine ilk fırsatta kibrite koşardık oynamaya. Şimdi de aşk için aynı şeyi yapıyoruz. O bizim canımızı cayır cayır yakarken biz ilk fırsatta yine aşka koşuyoruz. Kalbimizin hayal kırıklığı toplamış olmasına aldırmadan ilk fırsatta aşka koşuyoruz.

Çocukken ağzımıza ayırarak, hayaller kurarak dinlediğimiz masallar sebep değil mi bunca aşk acısına? Bence onlar sebep! Hepimiz birer beyaz atlı prens beklediğimiz için belki de bulamıyoruz doğru insanı. Atının renginin ne önemi var ki, hatta atının olup olmamasının bile bir önemi yok. Yürüyerekte olsa gelse ya şu prenslerimiz, onunla beraber şu periler hayatımıza sihirli değneklerini değdirseler ya.

Lisedeydim acayip aşıktım platonikti. Benden bir yıl önce okuldan mezun oldu. İşte o dönemlerde hep onunla karşılaşmayı, konuşmayı ve bana gizli aşkını ilan etmesini hayal eder, allahım ne olursun karşıma çıkar derdim. Karşıma çıktı bir iki defa ama bir türlü konuşamadık. Sonra başka biri için aynı şeyi diledim, sonra bir gün dedim bu işte bir yanlışlık var, ben hep karşıma çıksın diyorum bir kezde konuşayım desem bir şeyler değişir mi? Dileğimi değişince bir şeyler değişmişti. Karşıma çıkmış, arkamdan seslenmiş, benimle konuşmuş ve ben onu orada bozup atmıştım. Belki de tanrıdan dilek dilerken bir şeyleri eksik yapıyoruz, dileğimizi dilerken hep yarım bırakıyoruz bir şeyleri. Evet dileğimiz gerçekleşiyor ama tam olmuyor. Bunun sebebi tanrı değil de bizizdir belki.

Tanrının beni şaşırtmasını bekliyorum artık. Hep Murphye çalışıyor, birazcıkta bana çalışsa ne var sanki. Korktuğum ne varsa karşıma çıkarmakta usta maşallah. Hasbelkader aklımdan içinde korku barındıran bir şey geçireyim zincirleme reaksiyonunu başlatıyor ve her şey mükemmel bir sistemle gerçekleşiyor. Benim kaybedişimle reaksiyon sonlanıyor. Bu seferlik tarzını değiştirdi, sıkılmadın mı her gün pilav yemekten. Azıcık makarna da yesen ve beni şaşırtsan ne olur sanki?

Sen iyisin ben seni haketmiyorumla başlıyor hep ayrılık cümlelerim. İyi olduğum için cezalandırılıyorum bir nevi durum onu gösteriyor. Gerçi nasıl bir iyiyim, onların iyi kriterleri ne onu da bilmiyorum. İyi olduğum için terk edildiğimi de düşünmüyorum. Belki de kırmamak için kullandıkları yöntem bu. Hep iyisin diye terk edilmek belki de tanrının seni şeytanın kollarına atma şeklidir diye düşünmeden edemiyorum. İyi olmaktan tiksinebiliyorsun bu sefer. Kötü nasıl olunur, iyi nasıl olunur sorgulayabiliyorsun. Aslında sende karşındakine acımasız olabilirsin anlıyorsun ama sen her seferinde bir öncekinin acısını bundan çıkarmayayım diye düşünürken bir bakıyorsun yine iyi olduğun için terkedilmişsin. İyi değilim ben o zaman artık.

Tüm hayatım başkalarının benim yerime kararlar vermesiyle geçiyor. 4 yıllık ilişkim bitiyor, adam beni terk ediyor ve sen mutlu olacaksın hayatına devam edeceksin. Tamam paşam! Annem geliyor uyuyacaksın sabah işe gideceksin. Babam geliyor şunu yapacaksın. Bir başkası geliyor senin için en iyisi bu bunu yap diyor. Bir bakıyorum kendim için verecek kararım kalmıyor. İnsanlar kendi istekleriyle giriyor hayatıma ve yine kendi istekleriyle çıkıp gidiyorlar. Bana hiçbir şey sorma gereği duymuyorlar. Ben öfkelenmeye kalktığım zaman ise ben haksız, ben kavgacı oluyorum. Keşke birileri bana sadece bir kere fikrimi sormayı denese bana bir şeyleri dayatmadan önce.

İnsanlar geliyor gidiyor hayatımdan. Hepsi farklı şeyler söylüyor, farklı şekillerde davranıyor. Gelmeleri de gitmeleri de ayrı olaylı oluyor. Gidişlerin hepsi sancılı oluyor ama en çok geldiğinde bana güven ben bir yere gitmeyeceğim diyenlerin gidişi üzüyor beni. İçimdeki arsız çocuk hala bu cümleye inanıyor çünkü. Gariptir ki hayatıma giren insanlardan en çabuk gidenlerde ben bir yere gitmeyeceğim bana güven diyenler oluyor.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Siyah

CipsSever Yapım İftiharla Sunar cips yiyemeyen kız Vakitlerden Ne İdi_? 14:15
Kısaca Yorumlama 
9 Cipssever
4e453c3b1fb3318ac255950763d7b7fc-d4291od_large
(okurken bu şarkıyı dinleyin.)

Durun lütfen müsait bir yerde öleceğim.

Bazen düşünüyorum olduğum yerde kalsam, hiç kıpırdamasam ya da ne bilim kendimi rastgele bir restoranın tuvaletine kapatsam. Çıkmasam oradan günlerce yokluğumu fark eden kimse çıkar mı merak ediyorum. Fark edilmek belki de tek derdim bu, ben kendimi fark etmek isterken birileri de beni fark etsin istiyorum. Birileri benim için zaman harcasınlar, uğraşsınlar, varlığıma dokunsunlar istiyorum.

Günlerim berbat bir kabusumsu rüyada geçiyor. Kabusumsu diyorum çünkü ne beni sıçrayarak uyandıracak kadar kabus içindeyim, ne de huzurlu uyumamı sağlayacak bir rüya. İkisinin arasında huzursuzluklarla bezeli bir kabusumsu rüyadayım.

Derin yaralarım var benim içimde, kendim bile görmeye dayanamayacak kadar kangrene dönüşmüş yaralar. Dönüp birilerine açmaya kalktığımda o yaraları daha derinine bir yerlere yeni yaralar açılıyor.Baş edemiyorum ben artık bu yaralarla, yaralarıma özenle bakacak birine ihtiyacım var sadece. Onları benden daha acımasızca deşip, kangrenimi daha kötü hale getirecek değil, onlara benden iyi bakıp iyileştirecek birine ihtiyacım var benim. Yaralarım çok acıyor!

Hayatımda her şey ya siyah ya beyaz olmalı artık. Yeterince gri renkte kaldı hayatım benim. Gri nefes almamı zorlaştırıyor. Bak yine nefes alamıyorum ben, üstüme geliyor yine yürüdüğüm sokaklar, oturduğum odaların duvarları. Hani insanın boğazına bir şey takıldığında tek hamleyle birisi o boğazındaki şeyi kusturur ya, şimdi içimdeki grileri de biri kustursun bana.

Yorgunum haddinden fazla hemde! Durup yanından dinlendirsin biri beni. Sarılıp uyuyayım mesela. Hayatımın en deliksiz uykusunu ona sarılırken uyuyayım. Uyurken beni izlemesine gerek yok, o kadar anlamam romantizm olaylarından zaten. Kokusu uyurken yayılsın yanımda duyayım. Sıcağa terlemeye aldırmadan sarılıp uyuyayım, dinlenmeme izin versin yeter bana.

Sürekli bir boşlukta düşüşteyim. Canımı acıtıyor rüzgar düşerken. Düşüyorum canım acıyor, yere çakılıyorum önce, canım daha çok acıyor. Yere çakılıp öldüm sanırken, yine düşmeye başlıyorum her seferinde rüzgar daha çok kesiyor derilerimi, her seferinde yere düşüşüm daha sert oluyor. Kalbim daha çok acıyor. Kimse düşerken çığlığı duyup elini uzatmıyor, uzanılan her el bir sanrı olarak kalıyor ve ben elimi o sanrıya uzattığımda kocaman bir boşluk!

Bana ne yaptın?http://www.youtube.com/watch?v=fjcXon-AkpU&NR=1
 

Cips Yiyemeyen Kız! Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos